Zengin Ülkede Fakir Olmak Mı, Fakir Ülkede Zengin Olmak Mı?

Ünlü sorudur: Zengin ülkede fakir olmak mı, fakir ülkede zengin olmak mı?

Soruya cevap vermeden önce sorudaki iki mantık hatasına bakalım.

Gelir Dağılımı

Ayşe Teyze ve Ali Rıza Amcanın ekonomi danışmanı, 2018’de aramızdan ayrılan Güngör Uras’ın bir yazısı özetle şunu diyordu: Türkiye’nin bir kısmı İsviçreli gibi yaşıyor, bir kısmıysa Zimbabveli gibi. Şöyle söyleyeyim: TÜİK’e göre 2018 yılında Türkiye’de vergi sonrası medyan gelir (yani tüm gelirler en küçükten en büyüğe sıralandığında tam ortada olan gelir) 38.581 Lira. Bu, aylık 3.215 Lira ediyor. Yani Türkiye’de herkes eşit miktarda gelir sahibi olsaydı, herkesin geliri aylık net 3.215 Lira olurdu.

TÜİK gelirleri %5, 10 ve 20’lik dilimler halinde sitesinde paylaşıyor. %5’lik dilimler tablosuna baktığımızda şunu görüyoruz: En fakir kesimin yıllık ortalama geliri 8.896 (aylık 741.3) Lira, medyan geliri ise 9.101 (aylık 758.5) Lira.

Tablonun diğer ucundaysa bambaşka şeyler görüyoruz. En zengin %5’in yıllık ortalama geliri 221.516 (aylık 18.460) Lira, medyan geliri ise 167.627 (aylık 13.969) Lira.

Medyan ve ortalama gelirin ilişkisini anlamanız için şöyle bir örnek vereyim: Elimizde bir sayı dizisi olsun. 1-2-3-4-10. Bu dizinin ortalaması (1+2+3+4+10)/5 = 4 eder. Medyan ise üçtür. Yani bu dizide ortalama medyandan büyüktür çünkü 10, ortalamayı çok yükseltir.

Fakir grupta medyan ortalamadan biraz daha yüksek, yani daha az kazananlar daha fazla. Zengin gruptaysa ortalama gelir medyandan çok çok daha yüksek, yani zenginin fakiri, über zenginlerden daha az. TÜİK, ne yazık ki, Birleşik Krallık gibi %1’lik dilimleri vermediği için über zenginlerimizin ortalamasını bilmiyoruz.

Resmi biraz daha anlamak için bir örnek daha görüp Birleşik Krallığa geçelim. Türkiye’de 17. %5’lik dilimin ortalama yıllık geliri 71.884 (aylık 5.990) Lira, medyan geliri ise 71.760 (aylık 5.980) Lira. Yani zengin var, zengin var. Fakir var, fakir var.

Birleşik Krallıkta da durum benzer fakat bizdeki gibi bir oran yok. Türkiye’de en zengin %5, en fakir %5’in 24.9 katı ortalama, 18.4 katı medyan gelire sahip. Yani ortalama bir en zengin, ortalama bir en fakirin 25 katı gelire sahip. Birleşik Krallıkta ise bizdekinden çok daha detaylı bir veriye ulaşabiliyoruz ve bu veriye göre en zengin ikinci kesim, yani %99, en fakir %1’in 9.9 katı gelire sahip. Bunu %5’lik dilimlere çevirdiğimizde en zengin kesim, en fakir kesimin 7 katı gelire sahip.

Burada bitmedi. TÜİK, hanehalkı geliri üzerinden veriyi sunuyor. Yani kişisel gelirden değil haneye giren gelirden bahsediyor. Birleşik Krallık verisi ise kişisel geliri sunuyor. Bu, iki veriyi doğrudan kıyaslamamıza imkan vermese de şunu gösteriyor: Türkiye’de gerçekten bir kesim Zimbabve’de, bir kesimse İsviçre’de yaşıyor.

Hangi Zengin, Hangi Fakir?

Fakir bir ülkede zengin olmayı dilediğimiz zaman hangi gelire sahip olacağız? Ortalamanın biraz üstü mü yoksa en üst mü? Aynı şekilde, zengin bir ülkede fakir olmayı dilediğimizde hangi gelire sahip olacağız? En altta mı olacağız yoksa ortalamaya yakın mı?

Birleşik Krallık, orada geçirdiğim süre ve gözlemlediğim hayatı baz aldığımda, aylık 1.700£ gelirle (yani yıllık 20.400£ gelirle) ortalama bir hayat yaşanabilecek bir ülke. Bu, ortalama gelirin biraz aşağısında bir tutar. Türkiye’de eşdeğer hayatı yaşayabilmek içinse yaklaşık 5.000 Lira aylık gelir gerekli. Bu, ortalama gelirin 1.5 katı ve 16. %5’lik dilimde olmayı gerektiriyor.

Yani İngiliz’in/İskoç’un ortalama hayatı bizim için lüks bir hayat.

Sorunun Cevabı

Bu belirsizlikleri göz ardı edelim ve sorumuza dönelim. Benim cevabım küçük yerin büyüğü olmak. Hoş, ailesinin düzgün “babası” olmayı cumbaba olmaya tercih eden biriyim, sebebi belki bu gibi görünebilir fakat neden başka. Onları anlatmadan önce bir şeyi söylemeliyim:

Avrupa ve özellikle Amerika akademisi, zengin yerde fakir olmanın daha iyi olacağını zira fakir yerde sağlık veya eğitim gibi kurumlara erişimin zor olduğunu veya olmadığını, ortalama yaşam beklentisinin kısa olduğunu, belki tuvalet kağıdının bile olmadığını söylüyor. Bunun manası açık: Siz fakirler, halinize şükredin. Başka yerde zengin olsanız bile bugünkü hayatınızı arayacaksınız.

Öte yandan görüyoruz ki Hanslar, Olgalar, Conlar, Elizabetler Türkiye’de çok mutlu ve kasvetli ülkelerinden Türkiye’ye bol bol geliyorlar. Bunun bir sebebini gördük aslında: Orada ortalama bir hayat, burada ortalama üstü bir hayat. İyi de neden daha güzel yerde ortalama bir hayat yaşamayı tercih etmiyorlar? Ve biz neden orada ortalama bir hayatı burada zengin bir hayata tercih ediyoruz?

İlk sorunun cevabı, benim aşağıda sunacağım nedenler. İkinci sorunun cevabıysa özetle şu: Çünkü biz buralıyız ve buralıların yaptığı ve yapmadığı her şey bizi zihinsel olarak daha fazla etkiliyor, bizim beklentilerimiz de ona göre şekilleniyor. Bebek’te, Etiler’de zengin bir hayat sürmeyi dahi istemiyoruz çünkü bugüne dek hayatı bize dar edenler oralara da geliyor ve biz onlardan bıktık.

Şimdi sorumuzun cevabına, sonunda, geçelim:

  1. İnsan sosyal ve kendisini çevresiyle kıyaslayan bir varlık. Londra’da fakir olunca “İstanbul’da benden beterleri var” demiyoruz, “Londra’da benden zenginleri var” diyoruz. İstanbul’da zengin oluncaysa “Londra’da benden zenginleri var” diyerek kendimizi darlamamızın bir sebebi yok.
  2. Soru bize en zengin ve fakirlerden olacağımız intibaını veriyor. İşbu durumda bulunduğumuz yerin imkanlarıyla kısıtlanmamız için bir neden yok. Dünya artık küçük bir yer. Bir uçakla birkaç saatte en iyi hastaneye gidebiliyoruz, Eyfel’de selfi çekildikten sonra Berlin’de öğle, Londra’da akşam yemeği yiyebiliyoruz, canımız sıkılınca Tibet’te kendimizi “arındırabiliyoruz”. Mevzu dünya ise maddiyat neredeyse her şey.
  3. Ortalamalar ortalama insanı ilgilendirir. Her ülkede ortalama insanın adını duymadığı şeylere erişenler vardır. Ortalama insan Çapa’ya giderken zengin Acıbadem’e gider. Sokaktaki adam Casio takarken zengin Tissot’yu beğenmez.
  4. Belki de en önemlisi, sosyal hiyerarşi içindeki durum insan mutluluğunu direkt etkileyen etmenlerden biri ve fakir ülkenin zengini, zengin ve görece “sosyalist” ülkenin zengininden çok daha fazla statü sahibidir.

Hal buyken akademi bize “halinize şükret” dese de cevap, pek çok konuda olduğu gibi, akademinin anlattığının tam tersi: Küçük denizin büyük balığı, insan psikolojisine ve sosyolojiye göre daha tercih edilesi. Zaten Dani Rodrik bir ktabında “öğrencilerime sordum, fakir yerin zengini olmayı seçtiler ama aksini seçmelilerdi” diye bundan diyor. Çocuklar yaşamak istiyor, endoktrine edilmek değil.

Yorum Yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer