Daha önce 2019 seçimleri hakkında yazılan tüm yazılar burada. Aslında oradakilerden çok da farklı bir şey söylenebilir değilse de kişisel tarihime bir not düşmek üzere birkaç şey yazmak istedim.


Seçimlerden hemen önce bu yazıyı yazdım ve iki temel noktayı söyledim:

  1. Erdoğan’ın bir şey vaadetmesine gerek yok. Nitekim edemiyor da zira elinde kimlikten başka bir kozu kalmadı. Bu yüzden sadece kimlik siyaseti yapacak.
  2. Seçmeni Erdoğan’a ekonomi konusunda gölge etme başka ihsan istemez diyecek.

Bu ikisinin yanında, ne kadar anlatmaya çalışırsam çalışayım ya kötücüllükle, ya pesimistlikle, ya yanlışlıkla suçlandığım şu sözleri bir daha tekrar ettim:

Nihayetinde zarar vermekten çekinmeyen, pek çok yerde de bunu amaçlayan bir yapı var karşımızda ve benim aklıma gelmeyecek şeyleri yapmakta henüz beis görmediler.

Bu bakışı bir defa oturtabilirsek sorunumuz kalmayacak ama hala inatla bu bakışa karşı çıkılıyor. Lütfen artık anlayın, senelerdir ben anlatmaya çalışırken yoruldum ama sizler anlamamakta direndiniz: Erdoğan ve avanesi, 2007’deki kumarlarını kazandıklarından sonra güçle zehirlendiler, 2011’den sonraysa esas amaçlarına, yani Türkiye’yi yok etmeye döndüler ve 2011’den beri sadece Türkiye’nin mahvı için uğraşılıyor.

Ahmet Şık’ın dediği gibi: AKP bir terör örgütüdür. Türkiye’yi mahvetmeyi, yok etmeyi amaçlayan bir yapıdır. Bunu kabul etmediğimiz sürece başımıza gelen her şeyi hak ediyor oluruz.


3 Nisan’da şunları yazmışım:

“Şu noktayı atlamamalı ve unutmamalıyız: İstanbul mevzu çok çetrefilli görünüyor. İmamoğlu geri adım atmıyor, Erdoğan ise yine ortalıktan kayboldu. Erdoğan ne zaman ortalıktan kaybolduysa geri dönüşü “muhteşem” oluyor. 2013 Haziran’ında Gezi Parkı süreci veya 2015’te beğenmediği seçim sonrası olanlar ilk anda aklıma gelenler. Ondan ben bir şeyler bekliyorum kendisinden. Bakalım bu sefer ne kötülükler göreceğiz?”

Şimdi kısadan söyleyelim: Erdoğan dediğimiz vatan haininin önde gidenidir, örgütü de vatana ihanet eden bir örgüttür. Vatanperverleri ihanetle suçlamasının sebebi de budur, yaptığı eylemlerin sebebi de budur, beka söylemlerinin sebebi de budur zira Erdoğan güçten düşerse ve Türkiye’den kaçamazsa karşısında devrim mahkemeleri bulması işten bile değildir, bu yüzden de ülkeyi yakmadan gitmeyecektir.

O günden beri yapılan kötülükleri hepimiz görüyoruz sanırım. Bu nedenle bu konuda daha fazla şey söylemeye gerek yok – bir şey hariç:

“Peki, seçimi yenileyebilirler mi? Aklıma bu geliyor. Önce “yasa var kardeşim” diyorum, sonra anayasayı takmayan bir hükümetin yönetimde olduğunu hatırlıyorum. Ondan bu ihtimalin masada olmaması gerekliyken masada olduğuna inanıyorum.

Bunu yapabilirler mi? Bence yapmamaları için bir sebep yok ama bu sefer mızrak çuvala nasıl sığacak, onu bilemiyoruz. Bunun için açık şaibe gerekli. AKP’lilerin konuşmasından bir şaibe aradıklarını, bulamazlarsa uydurmaya çalışacaklarını düşünebiliriz. Fakat zaten ekonomi kötüyken buna girişilebilir mi?

Olmaması için bir sebep yok. Bunu da şuna bağlıyorum: Erdoğan’ın ortadan kaybolduğu üç zamanı hatırlayın. Birinde geldi, polisler ve “gerektiğinde polis ve asker olanlar” gencecik çocukları öldürebildi (Gezi Parkı zamanı, Haziran 2013). Birinde geldi, “size hükümet filan yok, yeni seçim yapacağız” dedi, sonra bir sene her ay bir yerlerde patlama oldu, birileri öldü (genel seçimler zamanı, Haziran 2015). Birinde ortadan kayboldu sonra Facetime’da yüzünü gördük, cadı avı başladı (“darbe” zamanı, Temmuz 2016).

Şimdi Erdoğan yine ortalarda yok. Yine o zamanlardaki gibi altındakiler var. Fakat, o zamanların aksine, Erdoğan’ın yanında artık kimse kalmadı. 2013’te henüz Fethullahçılarla araları kötü değildi, Arınç filan çıkıp gerginliği azaltalım gibisinden konuşabiliyordu. 2015’te Davutoğlu vardı, sözde bir ay boyunca koalisyon için görüşmeler sürdü. 2016’da ise kimse kalmadı, o gün bugündür de elindeki en yetişmiş insanlar Soylu, Albayrak filan.

Erdoğan ortaya çıktığında ne diyecek? Önceki deneyimleri düşününce ortalığı gerecek bir şeyler yapmaması için bir sebep yok ve ben bu gerçekleşirse hiç şaşırmayacağım. Bunu da iki şekilden biriyle yapabilir: Yıldırım kazandı diyerek veya seçimi iptal edip Haziran’da tekrar seçime giderek.” (İstanbul’da Neler Oluyor?)


Seçimin tekrarı kararından sonraysa şunu dedim:

“Lütfen şu basit gerçeği unutmayın: Konu AKP ise, Türkiye’nin aleyhine olacak bir şey varsa o yapılır. Hiçbir kişi her eyleminde yanlışlıkla, saflıkla, kandırılmayla veya fark etmemekle kötülük yapamaz, bu ancak bilinçli bir şekilde yapılır.“


Şimdi ne olacak?

Benim buna cevabım net olarak yok. Önümüzdeki ihtimallerin şunlar olduğunu düşünüyorum:

  1. Yıldırım “bir şekilde” birinci çıkar: Erdoğan’ın amacı bu. Ulaşılabilir mi? Bence ulaşılamaz bir hedef değil. Her ne kadar Konda’ya atfedilen ankette İmamoğlu %54 olarak gözüküyorsa da ben buna pek olasılık vermiyorum.
  2. İmamoğlu alır, yargıdan jet hızıyla hakaret kararı çıkar, indirilir: Erdoğan ne zaman “ben bilmem tabi” diyerek bir şeyi dediyse o gerçekleşti. Dostlarım için her şey, düşmanlarım için kanunlar tüm diktatörlerin temel prensibidir ve bunu “hukuk” eliyle yaparlar (ki bu konuda Carl Schmitt’in muhteşem bir makalesi vardır). Normalde hakaret dediğimiz suçta kişi içeri filan alınmaz ama bu sebep gösterilerek mazbata elinden alınıp yine kayyum atanabilir. Nedenini yukarıda yazdım, tekrara gerek yok.
  3. İmamoğlu alır, meclis çalıştırmaz: Bu pek olası değil. Bunu Ankara’da denediler, pek de tutmadı gibi. İmamoğlu mevzu bitince Yavaş konusuna döneceklerini düşünürsek bu pek olası değil.
  4. İmamoğlu alır, seçim tekrarlanır: İmamoğlu’nun alması durumunda bana en olası gelen senaryo bu. Yine bir bahane bulunur – ki YSK’nın “madem biz kötüyüz, başkalarını atayın” diyen dilekçeye cevabını biliyoruz.
  5. İmamoğlu alır, bombalar patlar: Soylu’nun sözlerini hatırlayın, beka söylemlerini hatırlayın. Bu, bence, Erdoğan’ın da (şimdilik) istemediği bir senaryo ama uygulanmaması için bir sebep yok. 7 Haziran’ı hepimiz hatırlıyoruz sanırım. Zillet, PKK, Fethullahçılar, CIA, MOSSAD, MI6… Boşuna anılmadı bu kadar.
  6. Seçim günü ve akşamı “güzel geçmez” ve seçim iptal edilir: Bu benim için plase. Pek olur gibi durmasa da ortamın gerginliğinde birileri yanlış hareketlerde bulunursa son düşüneceğimiz şey bir seçim olacaktır zaten.

Bu altı senaryo içinde bana en mantıklı gelenler birinci ve dördüncü maddedekiler zira önümüzde şöyle bir durum var:

Erdoğan bir daha kaybederse bunu kendine yediremez. Kendini Allah sanan biriyle karşı karşıyayız ve bu ego ve kendini beğenmişliğin bunu kabullenmesi olası değil. Bu nedenle birinci madde bana daha olası geliyor. Bu olmazsa sırasıyla 4-5-2-3 maddelerini olası görüyorum. Altıncı madde ise olmasını hiç dilemediğim bir senaryo.

Bakalım. 3 günümüz kaldı. 3. günün gecesinde birinci maddenin doğru olup olmadığını göreceğiz, sonrasındaysa (6. hariç) diğer maddeleri test edeceğiz.

Bugün bu seçim bir başkanlık seçimi gibi görülüyor olmasaydı bu kadar dert olmazdı ya, şunu demek isterim: Erdoğan 2023’ü göremeyeceğini biliyor, ben buna inanıyorum. Fakat ardından bizce daha “olumlu” şeylerin olmasının önüne geçmek için elinden geleni yapacaktır.

Bekleyip görelim.

Close Menu