Yenilenen İstanbul Seçimlerine 2 Kala

Dün (aslında bugün, fakat bu yazı gönderildiğinde dün olacak) bu yazıyı yazmıştım ve yazının sonunda altı olası senaryodan bahsetmiştim. Fakat 20 Haziran 2019’da bir ülkenin düşebileceği en aşağılık hale Türkiye’yi düşürenlerin sözde devlet haber ajansı AA tarafından atılan aşağıdaki tweet ve Erdoğan’ın tekrar ve ısrarla “bunlar terörist, zaten seçilse de bir halt olmaz” demesi nedeniyle o yazıya dokunmadan yeni bir yazı ihtiyacı duydum.

Erdoğan-Öcalan

Önce tweet:

Kendilerinden başka, daha doğrusu kendilerine muhalif herkesi terörist ve vatan haini olarak nitelendiren, esasında vatan haini olanların Yunan zulmünü dünyaya duyurmak için kurulmuş olan AA’yı tescilli teröristin sözlerini paylaşmak için kullanmaları, bir ülkenin yaşayabileceği en aşağılık şey değil midir?

Bir ülkenin başında vatan hainlerinin bulunması zaten başına gelebilecek en büyük belayken bir de bunların teröristlerin ağababası ile bir daha ortak iş tutmaları rezilliğin en dibi değil midir?

Hatırlatmak gerekli: Erdoğan ve avanesinin teröristlerle ilk işbirliği bu değil. 2007’de başlayan orduyu önce yıpratma, sonra mahvetme harekatında teröristlerin gizli tanık olarak askerler aleyhine tanıklık yaptığını birazcık aklı çalışan, hafızası balıktan hallice olan herkes hatırlar. Bu da yetmez, açılım süreci denen zamanlarda “muhatap alacaksanız orada parti var, örgütü muhatap alırsanız devleti mahvedersiniz” denildiğinde kanla beslenenler olarak nitelenen bizler, AKP-PKK ortaklığına pek şaşırmış değiliz. Fakat belirtmeliyiz: Bunun bu kadar üst perdeden ve bu kadar açıktan, en beyinsiz olanların bile anlayacağı şekilde yapılması çok enteresandır.

Erdoğan ve Öcalan benzerliğinin sadece kafiye olmaması belki de bize bir şeyler anlatıyordur?

Seçilse Bile…

Erdoğan “seçilemez ya, seçilse bile ya indiririz, ya iş yapamaz hale getiririz” demeye devam ediyor. Burada konuştuğu kesim, esasında, AKP’nin belki yarısını oluşturan, Türk halkının da ikiyüzlülüğünü en son noktasına dek yaşayan kesim.

Bize mazlumdan yanadır denir. Doğrudur, Türk mazlumdan yanadır – ama kendisine dokunulmadığı sürece. Karısını döven bir “adamın” yanından geçip gidilir, orada mazlum önemsizdir. X’ten para keseceğiz çünkü Y’ye vermemiz gerekli denilirse ve kendisi X ise buna karşı çıkar, kendi cukkasına bakar çünkü önemli olan mazlum değildir.

Türk mazlumdan sadece filmlerde, oyunlarda, sporda filan taraf olur, o da belki. Bir takım 6-0 yenilirken yedinci golü yerse sadece Türkler değil, herkes “yazık, yedi de atılmaz ama” der zaten. Türk’ün mazlumdan taraflığı bu kadardır. Kendi takımı atarsa yedinci golü, “iyiyiz, çekemiyorsunuz” olur.

Çünkü ortalama bir Türk ikiyüzlüdür, bencildir, empati yoksunudur, ahlaksızdır.

Erdoğan “seçilse de iş yapamaz” diyerek bu kitleye hitap eder. Bunu ben, 2015’te tekrarlanan seçimde fark ettim. Ben de, diğerleri gibi, %50 oy almasını beklemiyordum AKP’nin. Orada alttan alta bildiğim bir şey konusunda aydınlandım: Türk sadece ahlaksız değildir, ahlaka aynı zamanda karşıdır da. Çünkü mazlumun tarifi ve mazluma yaklaşım ahlakın konusudur, ortalama bir Türk’te ise genelgeçer ahlaki değerler yoktur.

Önceki yazıda “meclis çalıştırmaz” argümanını Ankara’da Yavaş’ın, pek bilinmese de Eskişehir’de Büyükerşen’in deneyimleri nedeniyle pek olası veya uygulanması dilenen bir yöntem olarak görmediğimi söylemiştim. Bunu hala düşünüyorum zira Erdoğan hedefi gösterdi bir kere: Bilmem ne kadar ceza alırsa başkanlığı düşer, zaten mahkemeye de verilecek, vesair. Bu, diğerine kıyasla daha olası bir durum.

Neden İstanbul Önemli?

Bu soruya verilen iki cevap var. Birisi “çünkü rantı çok, haramiler çok” diyor ve İstanbul üzerinden çalınan paralarımızı gösteriyor. Diğeriyse “çünkü bu durumda iktidarın meşruiyeti sorgulanır, erken seçim kaçınılmaz olur” diyor. Ben bu iki bakışa da bir noktada katılsam da esas derdin bunlar olmadığını düşünüyorum.

Evet, İstanbul’un rantı çok. Fakat Erdoğan yedi ceddinin dünyalığını yaptı. Yarın bir kuruş kazanmasın, torunlarının torunlarının torunları bir gün gelir elde etmek için uğraşmadan lüks içinde yaşayabilirler. Ve Erdoğan, şunu biliyorum ki, ortalama bir Türk olarak aşırı bencil ve etrafındakilerin kazanması veya kazanmaması umrunda değil. Etrafındakilerin kazanmasını sadece kendisinin de kazanması için ister, bu yüzden pay verir, o kadar. Mecbur olmasa onu da yapmaz.

Diğer konu. Erken seçimin kaçınılmazlığı. Bu çok naif bir söylem. Bugüne dek Erdoğan ve avanesinin hangi ahlaklı, tutarlı veya gerekli davranışını gördük ki bugün görelim? Dahası, kim sorgulayacak meşruiyetini? A Haber izleyip asgari ücrete şükür diyen, saraya “e tabi lazım” diyen 50 IQ sahibi insanlar mı? Lütfen. Güldürmeyin beni.

İstanbul neden önemli? Esasında o kadar da önemli değil Erdoğan için. (Şimdilik İstanbul’da süren, yakında Ankara’ya da sıçrayacak olan) bu hareketlerin amacını ben farklı gerekçelerle şöyle ifade ettim vaktinde:

… Erdoğan o koltuk için iç savaş çıkarmaktan da çekinmez. Zira o koltuktan kalkamaz. Kalkarsa karşısında Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri değil rejim mahkemeleri olacaktır çünkü (ki “devrim” yapmadan da o koltuktan kaldırmanın hiçbir imkanı yok. Gene geldik mi iç savaşa?). Bu kadar istibdat yumuşak bir geçiş süreciyle sona ermez.

(Referandum Üstüne, 2017)

“Ben Sonbahar gibi bir temizlik bekliyorum zira bu ekonomi ve bu borç yükünü şimdiki gidişat kaldıramaz. Bir şeyler yapılmalı – ki ne faiz artırmak, ne “petrol, altın, gümüş rezervleri bulmak”, ne topluca kemer sıkmak yeterli olacak. O ara da Erdoğancı tayfa başını yiyeceği bir hedefe ihtiyaç duyacak. Artık Erdoğan kimi, nasıl, ne kadar ve ne şekilde hedef gösterir, ne yapar bilemem. … Tepetaklak giden ekonominin daha da beter savruluşunda önce yiyecek yemeğinizi, sonra belki canınızı (ama mutlaka malınızı) garantiye almanın yollarını arayın.”

(Seçime Beş Kala, 2018)

İstanbul neden önemli? Çünkü “düşmanlarını” (uyanın artık, Erdoğan için muhalif demek düşman demek. Savaşılan düşman) yok etmeye başlaması için bir gerekçe olabilir bu. Dünkü yazıda da yazdım: Birilerinin yanlış bir hareketinde en son düşüneceğimiz şey seçim olacaktır zira bu kadar gerginliği, yokluğu, yoksunluğu, umutsuzluğu ve düşmanlığı yaratanlar bunu boşuna yaratmadılar.

Ben hala işaret fişeğini bekliyorum. O işaret bu seçimler olabilir mi? Göreceğiz.

İstanbul Başka Neden Önemli?

İstanbul’un Erdoğan için önemi ortada. Bir de biz muhaliflerin tarafından bakalım, sonra seçim sonuçlanana dek bu konuyu kenara bırakalım.

İstanbul’da İmamoğlu’nun tekrar kazanması, ülkede kansız bir geçişin de gerçekleşebileceğini gösterebilecek tek şey şu anda. Ben de dahil sanırım hiçbirimiz o sandıktan Yıldırım’ın çıkmasını meşru görecek halde değiliz fakat bu ikincil konu. Esas olan konu şu: Buradaki bu son kayıp, zorla iyimser olmaya çalışanlara da bir tokat atıp “bu ülkede iyi şeylerin gerçekleşmesini beklemeyin” diyecek ve sadece kalan son umut kırıntılarını yok etmeyecek, alternatiflere itecek. Alternatiflerin en iyimser olanının bir sokak hareketi olması işin zorlu kısmı – tabi bunu derken ülkeden göçün artışını ve işe yarar veya yaramaz beyinlerimizi kaybedişimizin daha da hızlanışını es geçiyorum.

İstanbul’un temeldeki önemi bu. İsraf, talan, hırsızlık… Ankara soyduktan sonra istanbul’da üç kuruşu kurtarsak kaç yazar? Dahası, bilinçsiz insanların “İmamoğlu gelince Terzi Fikri gibi olacak” veya “İmamoğlu bir gelsin hırsızlık son bulacak” gibi şeyler söylediğini, belediye başkanını bir başbakan (veya bugünkü tabirle başkan) gibi gördüğünü görüyor ve bu kadar cehle üzülüyorum. Fakat bu konu, çok farklı bir tartışmanın konusu.

İstanbul, organize olmayan, umutsuz ve geleceği karanlık muhalefetin belki bir ışık görmesi için elindeki tek umudu. Fakat, deneyimlerimiz bize gösteriyor ki, bir şekilde Yıldırım o sandıktan çıkamazsa Yavaş ve İmamoğlu beraberce inecek, ya da ülke öyle bir hal alacak ki “aldığınız” seçim aklınıza bile gelmeyecek.

Tekrar edip bitireyim: Konu Erdoğan veya AKP ise Türkiye aleyhine ne varsa o yapılır. Şimdi hangi şekilde Türkiye’yi en rezil, kepaze ve aşağılık hale sokacaklarını beraberce göreceğiz.

Seçim gecesi görüşmek üzere.

Yorum Yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer