Ya sosyoloji kazandınız, ya okuyorsunuz, ya mezun oldunuz, ya ilginiz var. Çok bilinen ve durmadan karşınıza çıkan kitapların dışında beş okunası kitabı anmak istedim. Anladığınız üzere “okumazsanız hayatın anlamını yakalayamazsınız” veya benzeri kitaplar değil bunlar. (Görece) az bilinen ama bence çok değerli beş kitap sadece.

Asya Tarihinde Su Boyu Ovaları ve Bozkır Uygarlıkları. Baykan Sezer, 1979

Baykan Sezer, “biz sosyolojiyi Batı’dan ihraç kavramlarla yapıyoruz. Bu nedenle de daha baştan kendimizi öteki olarak nitelendirip yanlış yapıyoruz” diyen, sosyoloji toplum bilimi ise o topluma göre yapılır diyen bir isim. Türkiye’de az bilinmesi başta İÜ olmak üzere hepimizin ayıbı.

Baykan’ın eserleri önemli olsa da bu kitap diğerlerinden fazlaca öne çıkıyor. Sezer özetle Avrupa ve Asya’nın tarıma elverişliliği devlet yapılarını etkiledi, bu da sonraki süreçleri etkiledi diyor. Günümüzde institutionalist (kurumcu/kurumsalcı?) bakış baskın olsa da “iyi de arkadaş, bu kurumlar nereden, nasıl geldi?” sorusunu cevaplayamıyor. Bu kitap, bu soruya bir cevap veriyor.

Doğu-Batı İlişkileri Açısından Batı Tarımı. Baykan Sezer, 1990

Önceki kitabın tamamlayıcısı olan bu kitapta Sezer, yine kurumların neden farklı kurulduğunu ve işlediğini anlatıyor. “Asya’nın” merkeziyetçiliğine kaşın Avrupa’nın adem-i merkeziyetçiliğini bir sebebe oturtuyor. Kitabın yeni baskısının arka kapağındaki iki cümle konuyu anlatmaya yetecektir:

“Doğu-Batı fark­lılaşması günümüzden ya da başka deyişle endüstriden önce başlamış ise, bu farklılığın kaynağını da tarım kesiminde aramak gerekecektir. Söz konusu varsayımı ve görüşü bütün sonuçlarıyla kabul etmek güç olsa bile, Doğu-Batı farklılaşmasının çok eski tarihlere dayandığını bizlere hatırlatması bakımından doğrudur.”

The Tyranny of Values. Carl Schmitt, 1959

Schmitt’in savaş sonrası dönemdeki en güzel eseri olan bu makale, İngilizceye çevrilmiş tüm eserlerini en az ikişer kere okuduğum Carl Schmitt’in değeri az bilinen bir eseri. Başlığın sunduğu üzere değerleri konu ediniyor. Kitaptaki şu alıntı dahi okumaya değer olduğunu göstermeye yeterlidir sanıyorum:

“Value must always valuate. In other words, for the highest value, the highest price is not too high and must be paid.”

The Invention of Tradition. ed. Eric Hobsbawm & Terence Ranger, 1983

Benim “ahanda bir şey buldum galiba lan, gelenekleri icat ediyoruz biz!” dediğim bir günün akşamında tanıştığım ve bu nedenle aslında pek sevmediğim bu kitap; ulusların, grupların, ailelerin… “ya eskiden de böyle bir şey vardı ama unuttuk biz” diyerek kendilerine eskilik atfetmek için gelenek uydurduklarını anlatan bir kitap. Kendi içinde çelişkili zira hçbir gelenek icat edilmemiş değil, fakat toplumların nasıl kendilerine anlam vermeye çalıştığını anlatmaya çalışan bir eser olduğundan okunmaya değer.

The Theory of the Leisure Class: An Economic Study of Institutions. Thorstein Veblen, 1899

Başlangıçtaki temayla kapanışı yapalım bu ufak listede. Veblen’in bu kitabını tanımlayacak sözüm yok. Akademide tanınırlığının bu kadar az olmasının nedeni de, bence, solculuğundan ziyade sözlerinin kabul ettirilmeye çalışılan, yani dikte ettirilene karşı olması. Yani iki alt başlığı conspicuous leisure ve conspicuous consumption olan bir kitap yeni dönemde tanıttırılır mı, sevdirilir mi?

Hiçbir şey değilse moda nasıl ortaya çıktı, neden değişiyor sorusuna cevap verebilirsiniz bu kitapla – ki daha pek çok soruya cevap vermenize yardımcı olacaktır.

Close Menu