Türkiye istediği aday yerine istemediğinin karşısındaki adayı seçmeye alışkın bir ülke. Doğru hatırlıyorsam 2007 seçimlerinden önce Hürriyet’in sürmanşetinde Baykal’ın fotoğrafı yanında kendi ağzından çıkan şu (anlamda) sözler vardı: Baykal’a rağmen CHP’ye oy vermenizi istiyorum. Vakit Baykal’a rağmen deme vakti değil.

Bu ortam özellikle 80 darbesinden sonra oluştu. 80 solu yıktı geçti, olanca gerginliğine ve şiddetine rağmen 70’lerin (ve hele ki 60’ların) özgürlükçü ortamını da dağıttı. Darbenin kendi yetmedi, Özal diye bir belayı sardılar başımıza. 89’a kadar başbakan kaldı, sonra cumhurbaşkanı oldu. Giderken geriye Akbulut diye bir başka facia bıraktı. Sonra Yılmaz, Çiller, Erbakan filan derken ulaştık Erdoğan’a. Belaya gel…

Bu son seçimse diğerlerinin de ötesinde bir hal aldı. Önceden Erdoğan’ın “beni seçmezseniz vallah sataram köyü ha” tehditlerine karşılık CHP’nin “ama bize vermezseniz gene Erdoğan gelecek ki :(” söylemleri vardı. Şimdiyse herkes tehdit ediyor.

  • Erdoğan zaten tehdit işinin piri. Adam yıkmak, mahvetmek, yok etmek için doğmuş. “Hem beni başgan yapacaksınız, hem de parlementoda AKP çoğunluk olacak. Gidip MHP’ye filan basıp etmeyin, münafıklık yapmayın lan” diyor. “Gerek olursa başka planlarımız da var tabi” diyor, Haziran-Kasım arasındaki bombalı dönemi gösteriyor.
  • Bahçeli yeni lideri Erdoğan’ı aratmıyor, “Akşener de Fethullahçı, CHP de Fethullahçı. Vallah ataram hepinizi içeri. Boşa mı af istiyoruz bizimkilere?” diyor. Yok imza verenler araştırsın, yok mahallelerine kadar biliyoruz. İtleri var da onları mı salacak acep insanların üstüne?
  • HDP “bizden Akşener’e oy filan yok. İnce’ye de yok zaten. Bizden kimseye oy yok” diyor. Sonra başka HDP’li geliyor, “HDP’ye vermezseniz Kürtleri PKK’nın kucağına itersiniz. Zaten HDP almazsa o vekillikleri AKP alacak” diyor. Ulan bu HDP’li Erdoğan’ı herhangi başka birine tercih ediyorsa zaten yansın. Ama yok, “sizi yakarız” diyorlar.
  • Akşener “ben bu oyunu bozarım” diyerek yola çıktığını söylüyor, “hacıapla gel sennen ortak iş yapalım” diyenlere karşı yüzük uzatılmış Galadriel’e dönüşüyor. sonra “zaten Akşener ikinci tura çıkmazsa İnce’ye CHP’li olmayanlar nah oy verir” diye devam ediliyor. E vermesin, Erdoğan’a versin o zaman. Nedir yani?
  • Doğu Perinçek diye sol düşmanı “sosyalist” Erdoğancı oluyor, sonra Erdoğan karşıtı oluyor, sonra tekrar Erdoğancı oluyor. Kendisi de Erdoğan gibi mütemadiyen tehditlerle var. “Biz gelmezsek iş yaş” diye geziyor, akabinde yeterli imzayı bulduğunda atarlandığı CHP seçmenine ve adayına muhtaç kalıyor ki pusulada resmi ve adı olsun.
  • Sanırım bir tek CHP’liler ve SP’liler tehdit etmiyor kimseyi. “İnce gelmesin de Akşener mi gelsin?” diyen de görmedim, “Karamollaoğlu olmazsa Erdoğan’a basarım” diyen de. Bu grup neredeyse yekpare bir şekilde Akşener’e vermeye de hazır, olası bir ikinci turda Demirtaş veya İnce’ye/Karamollaoğlu’na da.

Herkesin birbirini tehdit ettiği bir memlekette, hadi huzuru barışı filan geçtim, hangi demokrasiden söz ediyorsunuz agalar? Dahası, bu tehdit kültürünün iki zirvesi var: Biri PKK, diğeri Erdoğan. Yok o giderse devlet yıkılırmış, yok Erdoğan devlet demekmişKadere bak

Tamam gidin oy verin, edin, bilmem ne. Ben bir şey diyemem. Ama Akış denen varlığın koltuğunda hala oturabildiği bir ülkede adil seçim de beklemeyin, düzelme de beklemeyin, bir şey de beklemeyin. Yıkımın sadece görebildiğimiz kadarı helalinden Türkiye’nin 50 senesini çalmışken görmediğimiz kısmında da bir o kadar olduğunu düşününce ben ülkenin “sıfırlanmasına” olumlu bile bakıyorum. Erdoğan’ın amacı o ne de olsa. Bize de bir toprak düşerse Erdoğan’ın nihai hedefi olan Türkiye’yi parçalama ve yok etmeden, belki o devleti adam etme ihtimalimiz olursa diye yazabildiğimi yazıyor, düşünebildiğimi düşünüyor, yapabildiğimi yapıyor ve kendimi o günlere hazırlamaya çalışıyorum işte.

Close Menu