2019 seçimleri, 2018’e göbekten bağlı olduğu için 2018’de genel hakkında söylenenlerin üzerine ne kadar şeyin eklenebileceği muammalı olan seçimler. Bu yüzden 2018 seçimleri hakkında dediklerimi çok kısaca tekrarlayayım, aralarına da geçen bir yıldan az sürede bu dediklerimin nasıl değiştiğini söyleyeyim:

  • Erdoğan’ın bir şey vaadetmesine gerek yok. Nitekim edemiyor da zira elinde kimlikten başka bir kozu kalmadı. Bu yüzden sadece kimlik siyaseti yapacak.

Geçen süreyi izlediniz, biliyorsunuz. (Bence enteresan bir şekilde) Erdoğan geçen seçimden çok daha fazla kimliğe yüklendi. Türkçemizin güzel deyişini hatırlatan bir şekilde imam osurdukça cemaat de sıçtı. Belediye seçimlerini düşmanla vuruşmaya çevirdiler neredeyse.

Geçen seçimde “bana oy verin ki bunlar başımıza geçmesin” denirken bu sefer konu beka, yani Türkiye’nin yarını oldu. Erdoğan ve şürekası belediyelerin başında olmazsa Türkiye’nin yarını mahvolacak dendi. Burada, hala başımıza efendi kesilenlerin birinin bir tweet’ini kopyalamak gerekli ki tezlerinin bir anlamı olsun:

Evet, Erdoğan için bu seçim, özellikle 2010 referandumundan beri gerçekleşen her seçim gibi, bir beka sorunudur zira, daha önce de söylediğim gibi, gücün elinden kayması durumunda Erdoğan’ın karşısında “devrim mahkemelerinin” bulunması olasılık dışı değil.

  • Seçmeni Erdoğan’a ekonomi konusunda gölge etme başka ihsan istemez diyecek.

Ete ulaşmanın imkansızlaştığı bu çağda “Erdoğan’a küsmeyin, tamam arada kötü işler oldu ama bu seçimden sonra her şey güzel olacak” deniyor devamlı. Dış güçler operasyon yapıyor, yoksa Türk ekonomisi çok iyi. Kimse galaktik liderimizi çekemediği için Türkiye’ye oyunlar oynanıyor.

Bu argüman tuttu mu? Bence son defa tuttu. Bunun da sebebi 2018’le 2019’un çok yakın olması. Arada geçen bir senede gerçekleşen olanca olumsuz durum bir şekilde son bir defa gözardı edilebilir. Fakat bu seneden sonraki ekonomik batış neye yorulacak? Bunun cevabı henüz yok.

Beni en çok şaşırtan şey, bir süre daha belediyelerin rantından faydalanmak için Erdoğan ve yardakçılarının inatla belediyeleri almaya çalışmaları. Halbuki verseler birkaç yeri düşmanlara, tepetaklak giden ekonomiyi üstüne yıkacakları birkaç dış mihrakların maşası halk düşmanları edinebilirlerdi. Bu derece ağır manipülasyon yapabilen, bu araçlara sahip olan bir partinin inatla her şeye sahip olmaya çalışması, yarın için kendilerine başka düşmanlar edindiklerini gösteriyor.

  • 2018 sonbaharı gibi bir temizlik bekliyorum zira bu ekonomik gidiş iyi değil.

Bu, haksız çıktığım bir nokta. Benim 2018 sonbaharını bekleme sebebim şuydu: Yazın seçimler oldu. Sonbahar gibi hem meyve sebze fiyatları daha pahalılanır, hem de doğalgaz ve petrol fiyatları yüzünden insanların sırtına yük artarak biner. Bir şeyler yapılmak zorunda olacak ve elde dışarıya atılacak suç olmadığı için içeride düşmanlar bulunup onların üstüne gidilmeli diye düşündüm.

Önce kur krizi, ardından rahip hikayesiyle içerideki düşmanları ortaya atmadan dış mihraklar denilerek insanlara “tamam ortalık kötü ama neden bir sor” denilebildi. 2018 sonbaharında başlamasını beklediğim hepten düşmanlaştırıp birilerini ortaya atma işi de bu sayede ertelenebildi.

Ben, 2018 sonbaharında beklediğim şeyi 2019 sonbaharı olarak revize ettim / etmek zorunda kaldım. Sonbahar deme sebebim 2018’le aynı: Nisan’da ve sonrasında turistler gelmeye başlar, ülkeye biraz para girer. Yazın hem sıcağın verdiği rehavet, hem meyve sebze fiyatlarının görece daha düşük oluşu nedeniyle ortalık o kadar da karışmaz. Fakat sonbahara gelip temel yaşam giderleri artıp üstüne de gaz ve petrol yine üstümüze binince yine bir rahip bulunamazsa bir “dış güçlerin oyunları” hikayesi tutar mı? Hiç sanmıyorum.


Hal buyken 2018 seçim sonuçlarından çok farklı sonuçları bekliyor değilim. Bunu bir diğer temel ve basit prensibimle de destekleyebiliyorum: Konu Türkiye ise iyi olma ihtimali olan hiçbir şey gerçekleşmez. Bu kuralın hata payının 0.05’ten az olduğunu düşündüğümüzde siz de bunu kullanabilirsiniz.


Peki, Erdoğan beğendiği kadar beğenmediği şeylerle de karşılaşırsa ne olur? Bunun cevabını bir parça geçen yerel seçimlerde ve 2015’te gördük. Kendisinin ve kitlesinin bu seçimdeki kadar azgın olduğu hiçbir zamanıysa ben hatırlayamıyorum. Bu nedenle neler yapılabileceği konusunda ikisi de birbirinden olası alternatif var:

  1. Geçen seçimlerdeki gibi ortalığı yakar yıkar. Anayasanın kağıt parçası, yasaların düşmanlar için olduğu bir ortamdayız ne de olsa. “Adamsanız yürütmeyi durdurma kararını uygularsınız” denilen bir hukuk sisteminin nesine güveneceğiz?
  2. Belki sonbaharda, belki (gerekirse) daha da önce kullanmak üzere elinde bir “koz” olarak tutar. Yani yangın biraz ertelenir.

“Ne yaparsa yapsınlar neden her şey bunların işine yarıyor” diye sorarsanız da cevabını ahlakta aramanızı tavsiye ederim. Bunu “Liranın, Allah’ın Gürcistan Larisinin yarısı değerinde olmasının müsebbibi yabancılardır ama Lira değer kazanırsa sebebi Erdoğan’ın muhteşemliğidir” bakışı üzerinden değerlendirebilirsiniz.

Yarın, 1 Nisan’da sonuçlar için ayrı bir yazı yazacağım. Ondan önce notlarımı sizlerle paylaşmak istedim. Sonuç ne olursa olsun kısa vadede bunları çok önemsemeyin. Yaz başı gibi neyin ne olduğunu hepimiz anlayacağız. Nihayetinde zarar vermekten çekinmeyen, pek çok yerde de bunu amaçlayan bir yapı var karşımızda ve benim aklıma gelmeyecek şeyleri yapmakta henüz beis görmediler. (Kendileri için) iyi ve kötü olacak şeylerin sonuçlarını bekleyip beraberce bir iki ay içinde göreceğiz.


Sözümün aksine 1 Nisan’da değil ancak 3 Nisan’da yazabildiğim sonuçlardan sonraki yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Close Menu