İslam tarihi içerisinde üzerinde çok durulmayan konulardan birisi, peygamber ile ilk eşi Hatice’nin evlilikleridir. Kanıksanmış anlatı, bu ikilinin birbirlerine gönüllerinin ısındığını, zaten peygamberin ticarette iyi olduğunu ve Hatice’nin bu yüzden kendisiyle evlenmek istediğini, peygamber içinse Hatice’nin mal varlığının (önemsiz ama anmaya değecek kadar önemli) bir etken olduğunu söyler ve konuyu burada bırakır. Peki konu bu kadar basit midir? Bu yazıda bunu cevaplayacağım ve İslam peygamberinin aslında Yahudi peygamberi olma amacını güttüğünü göstermeye çalışacağım. Bu iki konu birbirinden ayrılabilir değildir ve yazıyı bitirdiğinizde bunun nedenini anlayacağınızı umuyorum.

Konuya girmeden önce şu konuyu dillendirmek isterim: İslam’dan önce kız çocukları diri diri gömülüyordu, kadının da adı yoktu sözlerinin palavra olduğunu sadece Hatice’ye bakarak görebiliyoruz. Zengin, iş kadını, sosyal hayatta bir yeri var ve bunların hepsinin temelinde de hayatta olması bulunuyor. Diri diri gömülme hakkında bulabildiğim tek şey şu oldu (ki doğru mudur bilmiyorum): Araplarda en büyük çocuğun adıyla künye sahibi olunduğu için ilk doğan çocuk kız olursa onu öldürüyorlar ki künye erkek evlatla edinilsin1. Bu az zulüm değildir fakat cümlenin sunduğu gibi tüm kızların öldürüldüğü, hele kadının adının hiç olmadığı anlamına gelmiyor. Klasik İslamcı çarpıtması deyip konuya başlayalım.

MS 200: Karmaşa

Hikayemiz peygamberin doğumundan çok uzun zaman önce başlıyor. İsa’nın bir zaman talebesi olduğuna inanılan Vaftizci Yahya, bir grup başka insanla beraber irfanı arıyorlar. Sonunda Sabiilik olarak bildiğimiz inanca dönüşen bu arayış, biraz da İsa nedeniyle ve/ya üzerinden, Yahudilik içine de bir parça giriyor ve MS 200 yılında enteresan bir tablo ortaya çıkıyor: Yahudilik var, Hristiyanlık diye bir şey var ama o kadar farklılar ki birbirlerinden, birinin kitabına diğeri inanmıyor, birinin adetleri diğerlerine göre şirk. Sadece İsa’nın tanrı mı yoksa insan mı olduğu konusu Hristiyanları birbirine düşürmeye yetiyor. Yerel kabile dinleri var. Arayana tanrıdan ve inançtan bol bir şey yok.

Bu karmaşık ve bugünkü gibi dinlerin doktrinlerinin oturmadığı ortamla ilgili üç şey bizim için önemli:

  1. İsa da peygamberdir ama kurtarıcı (esas kişi/Mesih) değildir diyen Yahudiler var. Yani tüm Yahudiler İsa’yı reddetmiyorlar. Kimi Yahudiler, Malaki kitabında anılan son gelecek olandan önce gelmiş bir başka peygamber (yani haberci) olarak görüyor2.
  2. Hristiyanlar arasında, özellikle irfancı olanlar içinde, İsa yeryüzüne gelip misyonunu tamamlamış olsa da peygamberlerin gelebileceğine inananlar var. Misyon tamamlanmışken neden misyonun geleceğini haber veren birine inandıkları konusunda fikrimiz yok fakat erken dönem Hristiyanlığı içinde böyle garip hareketler de var3.
  3. Peygamberlik, yani tanrıdan haber alıp insanlara ulaştırma işi, yalnızca Yahudilikte bulunan bir kavram4. Yani peygamber gelecek dertlerimiz bitecek bakışına sahip olanlar sadece Yahudiler. Öte yandan, ta Sümer’den beri, dünyanın sonunu müjdeleyecek kişiyi bekleyenler de az değil. Fakat bunu bir kurumsal kimlikle bağdaştıranlar sadece Yahudiler.

Varaka ve Bahira: Peygamber Müjdecileri

İslam tarihinde peygamberin peygamber olduğunu önceden müjdeleyen iki isimden bahsedilir. Bunların ilki Bahira’dır. Rivayete göre Bahira, amcası Ebu Talip’in kervanına katılmış küçük Muhammed’in üzerinde devamlı br bulut olduğunu, O’nu güneşten hep koruduğunu görmüştür. Sonra muhayyilesinde Yahudilerin O’na zarar vereceğini görmüş ve amcasına kendisini Yahudilerden sakınması gerektiğini anlatmış ve Mekke’ye geri dönmeleri gerektiğini söylemiştir.

Bahira’nın dini tartışmalıdır. Kimilerine göre Hristiyan iken kimilerine göre Yahudi’dir. Bu, yukarıda andığım üç sebep nedeniyle önemsizdir zira Yahudiler arasında peygamber bekleyenler olduğu gibi Hristiyanlar arasında da peygamber bekleyenler vardır. Sadece şurası kesindir ki Bahira Yahudi değilse bile Yahudilikteki peygamberlik inancını sürdürmektedir.

Bahira gibi peygamber bekleyenlerin bir diğeri de Varaka bin Nevfel’dir. Varaka, rivayete göre, hem Eski hem Yeni Ahit üzerine bilgili biridir. Habeşlidir ve Sabiilik etkisinde kalmış olması (veya Sabii olması) olasıdır. Kimileri peygamberin yetişme çağında kendisini eğittiğini söylerken kimileri buna karşı çıkar. Hakkındaki son rivayet, ilk vahiy geldiğinde Hatice’nin peygamberi kuzeni olan ve bir dönem nişanlandıkları söylenen (fakat bu konuda elimizde bir verinin olmadığı) Varaka’ya götürdüğü ve Varaka’nın “bu gelecek olan elçidir ve kendisine konuşan, Musa’ya konuşan Cebrail’dir” demiş olduğudur.

Kendi düşüncelerimi sunayım. Bahira’nın bir Hristiyan, Varaka’nın ise Yahudilikten dönme bir Sabii olduğuna inanıyorum. Hatırlayalım: Yahudilikte son gelecek olan tıpkı Süleyman veya Davut gibi bir peygamber-kral olacaktır ki Yahudilik kurtulabilsin, Yeruşalim (Kudüs) tekrar ayağa kalkabilsin. Varaka’nın Yahudi olmasıysa tüm bu yazıya temel teşkil eden noktadır ve bir komplo teorisi olarak görülmesine sebep olan şeydir. Bunu, tarihte biraz daha geriye giderek göstereyim.

Malaki Kitabı

“Size elçimi göndereceğim, benim yolumu hazırlayacak olanı. Sonra birden aradığınız Efendi tapınağına gelecek, arzuladığınız ahdin elçisi gelecek” dedi En Büyük Efendi (yani Yehova) (Malaki 3:1).

“Ben, Efendi, değişmem. Sizler, Yakup’un nesilleri, yok edilmediniz. Atalarınızın zamanlarından beri benim emirlerimden çıktınız ve onları uygulamadınız. Sizler bana dönün, ben de sizlere döneyim” dedi En Büyük Efendi (Malaki 3:6-7).

Size peygamberim İlyas’ı, Efendinin büyük ve azaplı günü gelmeden göndereceğim. O, çocukla ebeveynleri birbirlerine düşman edecek, veya ben gelip yeryüzünü tamamen mahvedeceğim (Malaki 4:5-6)5.

Yukarıdaki üç ayet, Yahudilikteki gelecek beklentisini anlatmakta. Görüldüğü üzere Yahudiler tanrının (Yehova’nın) geri dönüşünü bekliyorlar. Peki, tanrı nasıl geri döner? Kudüs’teki tapınak tekrar inşa edilip Kudüs ve çevresi tekrar Yahudi krallığı olunca, o krallığın başında yine peygamber-kral(lar) bulununca.

Bu üç ayet konumuz için çok önemlidir. Bu yüzden zamanda bir atlama yapıp esas konumuzun biraz ilerisine gidelim.

Peygamberin Yahudilere Çağrıları

Ben İslam’ı iki dönemde inceliyorum. Mekke ve Medine dönemleri. Ayrımın temeli dinin barışçıllığıdır. Mekke’de barışçıl, neredeyse (öyleymiş gibi gösterilen) İsa kadar barışçıl bir din varken Medine’de birden Musa’nın tanrısı hükümran olur ve ateşten ve gazaptan, kinden, ölümden bahseder bir dine evrilir.

Mekke döneminde peygamberin çağrılarının büyük çoğunluğu Yahudileredir. Onların seçilmiş olduğu, tanrının kendi elçilerini öldürdükleri için onlara kızdığı, ama hala eskiden her kavme üstün oldukları ve bunu yine yaşayabilecekleri, İbrahim’in ne büyük ve üstün birisi olduğu… anlatılır. Buradan şu sonuca kolayca ulaşabiliriz: Peygamberin amacı bir Yahudi peygamberi olmaktır. Bugün dahi hala aranan, dolayısıyla o gün de bilinmeyen Y-H-W-H’nin gizli ve tüm isimlerden üstün isminin Allah olduğunu (ki Allah ile tetragrammatonla beraber en kutsal sayılan isimlerden Eloah arasındaki benzerliği not edelim) söyler, sonra Yahudilere kendisinin beklenen peygamber olduğunu anlatır.

Mekke dönemi boyunca Yahudilere yapılan çağrılar (sonraki dönemde de olduğu gibi) hep sonuçsuz kalır. Peygamberin tepkisiyse buna durmadan bilenmek olur. Sonunda nereye ulaştığını da bilmekteyiz: Yahudiler aşağılıktır, yalancıdır, önceden seçilmişken artık lanetlidir.

Excursus: İbrahim

Burada konu dışı bir bilgiyi vermek isterim. Bakara 135, İbrahim’in muvahhid (yani tek tanrıcı) olduğunu, Hristiyan ve Yahudilerinse şirk ehli olduğunu söyler. Biraz sonra, 140’taysa İbrahim’in torunlarının Yahudi veya Hristiyan olmadığını söyler.

İbrahim, İslam’ın bir temele oturabilmesi için gerekli bir figür, esasında, değildir. Şurada görebileceğiniz soyacağı, peygamberi zorla İbrahim’e yamamaya çalışır. Yahudi geleneğinin gidişatını diğer kolda görüyoruz. İslam peygamberiyse kendisini oraya atamadığı için bir diğer kol bulmuş ve her ne kadar seçilmiş olan İshak’ın ve Yakup’un soyu olsa da İsmail’in daha hayırlı olduğunu söylemiştir. Buradaki çelişkiyi not edip devam edelim.

İbrahim’in monoteist olduğunu gösterir Kuran’dan başka hiçbir bilgi elimizde yok. Dahası, İbrahim’in Yahudilik (ve zorla eklemlendirilen Hristiyanlık) dışında bir özelliği de yok. Fakat İbrahim, erken dönem İslam’ından kalma etkiyle İslam için çok önemli bir figür.

Peki, İslam’da İbrahim neden önemli? Bildiniz: Çünkü peygamber yeni bir din kurmak üzere veya gnostik (irfancı) bir bakış sunmak üzere ortaya çıkmamıştır. Yahudilerin beklenen peygamberi olduğunu ortaya atmıştır. Bunu birkaç noktayla daha destekleyelim.

Yahudi Peygamberi Muhammed

Kuran okunduğunda şu görülecektir: İsa hakkındaki yalan yanlış kimi bilgiler haricinde kitabın üçte ikisini oluşturan rivayetlerin neredeyse büyünü Yahudilikle, Yahudi peygamberleriyle, Yahudi tarihiyle… alakalıdır. Öyledir ki İsa’nın anlattıklarının (veya Yeni Ahit’in) Yahudilikle alakası kuş kadarken Kuran’ın anlattıklarının Yahudilikle alakası dağ kadardır.

İslam şeriatı büyük ölçüde Yahudi şeriatını andırır. İslam peygamberi (tanrısı değil, peygamberi) Musa gibi bir kanun koyucudur. “Hadi birbirinizi öldürün” demediği için daha yumuşak olsa da İslam tanrısıyla Yahudi tanrısının ortak temel özelliği gazaptır. “Benzerlik” o derecedir ki İslam domuzun haramlığını direkt almış ama bir sebep göstermeye dahi gerek duymamıştır6. Peygamber, ilk andan itibaren bir Yahudi peygamberi olmak istemiş ama bunu başaramamıştır zira iki sorunu vardır:

  1. Yahudilikte soy evvelde atadan (babadan) geçerken Babil Sürgünü sonrası anadan geçer olmuştur. İslam peygamberi ise anadan Yahudi değildir.
  2. Yahudiler bir kral-peygamber bekliyordu. Bu kişinin Yahudi olması yetmezdi, zengin ve askeri-politik güç sahibi olması gerekliydi. İslam peygamberinde bunların ikisi de yoktu.

Peki, bu durum nasıl çözülebilirdi? İşte bu düğümü Hatice ile olan evlilik çözüyor.

Muhammed-Hatice Evliliği

Yazının başını hatırlayın. Bahira ve Varaka, Muhammed’in beklenen elçi olduğunu söylüyorlar. Buradan şu iki çıkarımı yapabiliriz: 1) Küçük Muhammed’in ailesinin Yahudilerle ilişkileri var, ve 2) küçük Muhammed Yahudi hikayelerine aşina bir şekilde büyüyor.

Peygamberin Hira Dağı’na çıkıp tefekkürle vaktini geçirmesini Hatice’nin (ve dahi diğerlerinin) pek garip karşılamadığını biliyoruz. Bu, Mekke’de Sabiiliğin etkisinin olduğunu gösteriyor. Hatırlayalım, Sabiiler irfanı arayan bir grup ve organize bir dinleri esasında yok. Bu grubun içinde Yahya en çok bildiğimiz ve Hristiyanlığa da bir şekilde geçmiş bir isim. Peygamberin yaptığı aslında onların yaptığının bir benzeri fakat aralarında büyük bir fark var: Bu ilk dönem Sabiileri politik bir grup. Peygamberse politik değil.

Küçük yaştan Yahudi hikayeleriyle büyüyen ve Bahira’nın “verdiği gazla” kendisinde peygamberlik alametleri olduğunu düşünen Muhammed, Yahudi olmadığı için bir açmazda. Eğer peygamberse Yahudi olması lazım ama değil. Bu nasıl çözülür? Cevabını yine İkinci Tapınak Yahudiliğinde (Second Temple Judaism) buluyoruz: Yahudi anneden doğmamış bir erkek ancak bir Yahudi kadınla evlendiğinde Yahudi olabilir.

İslam peygamberinin Hatice ile evlenmesinin arkasındaki temel iki motivasyonun birisi bu: Yahudi olan Hatice ile evlenmek. Varaka’nın Yahudi (veya Yahudi dönmesi) olduğunu düşündüğümü söylemiştim. Tüm bu hikaye bu varsayımın doğru olması durumunda bir temele oturuyor. Hatice yalnızca Yahudi değil aynı zamanda zengin bir kadın. Yani gelecek peygamberin üç özelliğinin ikisi (Yahudi olmak, zengin olmak, politik ve askeri güç sahibi olmak) Hatice ile evlenmesi durumunda tamamlanmış oluyor. Bunun ardından Yahudi şehir devleti kurulduğunda son şart da yerine getirilmiş ve Muhammed resmen bir Yahudi peygamberi olmuş oluyor.

Peki, Hatice’nin bu evliliği isteme sebebi nedir? Bence basitçe peygamber karısı olmaktır. İslam gibi Yahudilikte de kadının adı yoktur ve ancak kocaları kadar yükselebilirler. Zaten dünyada muradını almış bir kadındır Hatice. Zengindir, statüsü vardır. Muhammed ile yapacağı evlilik, işaretlerin de gösterdiği üzere bir peygamberle yapacağı evliliktir ve İbrahim’in karısı Sare gibi nesillerin anası, kadınların üstünlerinden birisi olacaktır.

Yani kısacası Muhammed-Hatice evliliği din temelli ve din eksenli bir evliliktir. Kocası Hira’ya çıktıkça “hadi git de sonunda yanan çalıyı gör” diye bekleyen bir eş vardır, yanan çalıyı görmek için dağa çıkıp bir başına günlerini geçiren bir koca vardır. Peygamberin Yahudilerden nefret edip onları lanetlemeye başlaması ve başka bir dinden bahsetmesi ise, tevafuktur ki, Hatice’nin ölümünden sonradır. Son bir not da düşelim: Malaki kitabını hatırlayın: Peygamber gelecek, sonrasında ben ve gazabım geleceğiz. Peygamberin durmadan “benden sonra kıyamet” demesinin temel sebebi budur. O sondur ve O’ndan sonrası tufandır, Malaki böyle demiştir.

Sözün özü şudur: İslam peygamberi bir Yahudi peygamberi olmak üzere ortaya çıkmış fakat Yahudilere diş geçiremeyince onlardan beri başka bir dinden bahseder olmuştur. Eğer başladığı gibi devam edebilseydi, bugün İslam diye farklı bir dinden değil ya Yahudilikten, ya da Hristiyanlık gibi “Yahudilik kaynaklı başka bir hareketten” bahsediyor olacaktık.

(Bu yazının destekçisi veya tamamlayıcısı olarak “Peygamberlik: Nedir, Neden ve Ne Zaman Ortaya Çıkmıştır?” başlıklı yazıyı da okuyabilirsiniz)

  1. Bunun doğru olup olmadığını bilemiyorum zira üretilmiş bir hikaye de olabilir.
  2. Mesihlik ve peygamberlik arasındaki farkı veya neden Yahudilerin bir Mesih beklediğini anlamak isterseniz bu yazıya bakabilirsiniz.
  3. Sadece “İsa’nın tanrı ve insan kişilikleri birbirinden bağımsızdır” dedi diye Nesturilerin din dışı sapkınlar olarak afaroz edildiklerini söyleyeyim, ilk dönem Hristiyanlığı içindeki parçalılığa bir örnek vermiş olayım. İlk dönem Hristiyanlığının sahip olduğu enteresan inançları biraz anlamak için apocrypha olarak anılan ve kutsal kitaba alınmamış metinleri biraz okumanızı tavsiye ederim.
  4. Daha geniş okuma için bir önceki notta da belirttiğim bu yazıya bakabilirsiniz.
  5. İlyas, Eski Ahit’in Birinci Krallar Kitabı’nda adı geçen ve Yahudilere Baal’i bırakıp Yehova’ya tapınmalarını söyleyen bir peygamberdir. Anılan kitabın 18. babındaki hikayesi pek hoştur ve okunmasını tavsiye ederim.
  6. Domuzun neden haram olduğunu öğrenmek için Adonis anahtar kelimesini söyleyip bırakayım.
Close Menu