Beklenen İstanbul depremi, kelimenin tam anlamıyla beklenen ve kendisine hiçbir hazırlığın yapılmadığı, sadece İstanbul’un değil tüm Türkiye’nin göreceği zararın hesaplanmayı geçtim tahayyül dahi edilemeyeceği sonuçları getirecek bir yıkım olmaya aday.

99 Gölcük depremi ile İstanbul’u yerle yeksan etmesi beklenen bu depreme hazırlanmamız gerektiğini öğrendik. Aradan geçen 20 yılda neler yapıldı? Özetle hiçbir şey. Dahası, yıkımın daha da artması için elden gelen arda konmadı. Kentsel dönüşüm bir rant aracı olarak kullanıldı. Yeri güzel olan eski binalar sahiplerinden alındı, bunlar şehir dışına itelendi, yıkılan evlerin yerine yapılanlara parası olanlar ve/ya partililer yerleştirildi. Bunun en güzel örneklerinden birisi, Edirnekapı Şehitliği karşısındaki Sulukule’de yapılan villalar. Güngören gibi helalinden yarısının yıkılacağı garanti olan bir ilçeyle ilgilenilmezken Sulukule’nin “kentsel dönüşümü” bir gün bile geciktirilmedi. 250.000’i aşkın nüfusu ve “millet bahçesi” yapılmasına “karar verilen” Davutpaşa Kışlası (Yıldız Teknik Üniversitesi kampüsü) haricinde ufacık parklara dahi sahip olmayan bir ilçenin kentsel dönüşüm geçirmesi bir yana, iki boş arazisinin birine Kale, birine Meydan AVM’leri inşa edildi.

AVM konusunu şu haberle ve (izlemenizi şiddetle tavsiye ettiğim) şu yayını paylaşarak bitirip esasa geçeyim:

Yukarıdaki görüntü, Kandilli Rasathanesi sitesinden 1 Nisan tarihinde alındı. Son 30 gün içerisinde Türkiye’de (ve yakın çevresinde) olan 3 üzeri büyüklükteki depremleri gösteriyor. Dairelerin çapı depremin büyüklüğünü, renkler ise derinliğini gösteriyor ve kırmızılık arttıkça derinlik azalırken (yani yüzeye yaklaşılırken) maviye gidildikçe derinlik artıyor. Yani kırmızılar daha büyük tehlike, büyük çap ve koyu kırmızı yıkımın fazla olması demek.

Bizi direkt ilgilendiren depremler şunlar:

  • 5 Mart: Bursa, Marmara Denizi Bayramdere açıkları. 4.2, 11.3km.
  • 14 Mart: Van, Erciş. 4.1, 5km.
  • 16 Mart: Ege Denizi Limni açıkları. 4.5, 5.4km.
  • 19 Mart: Amasya, Merzifon. 3.8, 5km.
  • 23 Mart: Marmara Denizi Tekirdağ açıkları. 3.7, 18.6km.
  • 30 Mart: Bolu, Gerede. 3.3, 5km.

Denizli’de iki haftadır süren deprem yağmurundan (ki en azından 5.7’yi aşmamış ama 4 ve üzerinde az olmamak üzere pek çok depremden bahsediyoruz) benim anladığım şu: Araplar bizi itiyor şu anda. Bizim Kuzey Anadolu fayının diğer ucunda, Mora-Yunanistan’da her gün onlarca ufak deprem oluyor (Yunanistan’ı takip etmek isterseniz buraya bakabilirsiniz). Orası hep hareketli. Fakat bizde uzun süredir sessizlik var ve her harekete dikkatle bakmak gerekli.

Ben, yapım gereği, en kötüye hazırlanmak gerektiğini düşünüyorum. Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde gerçekleşen her depreme de bu nedenle dikkatle bakıyorum. Paylaştığım resim, depremin çok yakında olacağını söylemiyor olsa bile en azından depremin yaklaşmakta olduğunu söylüyor.

1999’dan 2004’e dek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ali Müfit Gürtuna, deprem için birkaç konteyner koymaktan başka bir şey yapmadı. Ardından 13 sene şehri yöneten Kadir Topbaş’ın en büyük icraatı ise 2005-2006 yılları gibi “depreme hazırlanıyoruz, ceset torbaları aldık” açıklamasıyla verdiği müjde oldu. Talanın, yıkımın ve ihanetin en büyüğü kendi döneminde gerçekleşti. Sonra 2017’de görevden el etek çektirildi, yerine Mevlüt Uysal 2019’a dek vekalet etti. Tüm bu süreçte İstanbul’un esas başkanının kim olduğunu da biliyoruz tabi.

Şimdi Ekrem İmamoğlu İstanbul Belediye Başkanı oldu. Şu ana dek AKP’nin yaptığı yıkımın telafi edilme ihtimali yoksa da yaklaştığını yukarıdaki resimle bize gösteren depreme karşı ivedilikle çalışması gerektiğini bağırın ve kendisinden ilk ve en büyük beklentiniz bu olsun. Lütfen. Bu deprem Türkiye’de yaşayan her aileyi doğrudan ve dolaylı olarak etkileyecek ve 2016 ile 2018 olmak üzere iki defa tekrar ettiğim İstanbul depreme hazırlık anketinin gösterdiği üzere İstanbullunun depreme hazırlığı sıfır, belediye ve devletinki ise ekside. İlkyardım eğitimi alanların toplam nüfusun %1’i bile olmaması, yaşayacağımız yıkımın ne derece büyük olduğunu gösteriyor.

Ben sizlerin canını düşünmekten bezdim, siz hala kendi canınızı düşünmüyorsunuz. Lütfen artık siz de kendi canınızı kurtarmak için, sevdiklerinizin canını kurtarmak için bir şeyler yapın. Lütfen. Oblomovluğu bırakmazsak yıkılan binaların altında bir ülkenin onlarca yılı bile kalabilir. Lütfen.


12 Nisan eklemesi: Bugün Sakarya 4 büyüklüğünde sallandı. Önceki bir haftaya baktığımız zaman 2 ufak sarsıntı vardı, başka da bir şey yoktu. Önemsemedim. Umudumu koruyup Selanik açıklarında, Ege’de bir deprem olmasını diledim. Gelgelelim bu deprem gösterdi ki öncüsü olmadan deprem bir anda da vuruyor.

Bu bilgiyi Kandilli’nin sayfasını açıp İstanbul-Tekirdağ hattındaki depremlere bakarak şu soruyu sormak için kullanın: Ne kadar vaktimiz kaldı? Artık seneler değil günler sayıyor olabilir miyiz? Arap lehvası Denizli’yi kırarak İstanbul’a yükleniyor değil midir büyük ihtimalle?

Kötümser tahminimle konuyu bitireyim şimdilik: Nisan’da deprem görürsek şaşırmayacağım.

Close Menu