Daha önce sosyal bilimci ne iş yapar başlıklı yazıda değindiğim konuyu biraz değişik bir şekilde tekrar işlemek istiyorum bugün. Sorumuz şu: Analiz nasıl yapılmaz?

Ortalama bir Türk veri kullanarak analiz yapmayı ne bilir ne de sever. Vakta ki bir veriden bahseder, o verinin karşıtı verileri görmez, anmaz, umursamaz. Analiz ancak ve ancak geniş, “tarafsız” ve güvenilir veriyle yapılabilir. Verinize güvenilmezse analizinize güvenilemez. Bu yüzdendir ki itibar edilebilir her araştırma hem ham verisini, hem işlenmiş verisini sunar, hem de işleme yöntemini (yani metodunu/metodolojisini) açıklar.

Bu huyumuz nedeniyle Türkiye’de X olsaydı Y nasıl olurdu sorusu çok sevilen bir sorudur. Türkler Hıristiyan olsaydı ne olurdu, Türkiye İkinci Dünya Savaşına katılsaydı ne olurdu, halamın bıyıkları olsa ne olurdu bu soruların birkaçıdır ve ilk sorunumuza tesadüf eder: Tahmin.

Tarih laboratuvarsızdır, bu nedenle de olmuş olanlardan başka hiçbir tarihi olay hakkında kesin ve net çıkarımlarda bulunulamaz. Geçmiş olaylar üzerine yapılan tahminlerin temel sorunu şudur: Belli bir seçimin gelişimi üzerinden alternatif seçimin gelişiminin nasıl olacağı hakkında fikir yürütülür. Gelgelelim alternatif seçimin gerçekleşmesi durumundaki gerçeklik, elde bulunan gerçeklikten farklı olacaktır.

Kendimden bir örnek vereyim. Ben, Atatürk 1938 yerine İnönü gibi 1973’te aramızdan ayrılmış olsaydı Türklerin Almanya’ya, Fransa’ya, Amerika’ya… göçmesinden değil Almanların, Fransızların, Amerikalıların… Türkiye’ye göçlerinden konuşacağımız tahminimi savunurum. Bunu, 1938-1973 arasındaki dönemi ve Atatürk’ün kişiliği, planı ve eylemleri üzerinden savunurum fakat şunu her zaman baştan belirtirim: Ben şu anda spekülasyon yapmaktayım. Bu tezimi savunacak kimi verilere sahip olduğumu düşünsem de bunun mutlak doğru olduğunu savunamam zira bunu deneyimleme şansımız bulunmamaktadır.

Niyet okuma tahminden biraz farklıdır ve dün kadar bugünü de içerebilir. Yakın zamanda gördüğüm bir niyet okuma örneğini sunayım: AKP poşetlerin parayla satılmasını istiyor zira BİM ve türevi marketler Türkiye’de binlerce şubeye sahip ve bunların “havadan” para kazanmasını istemektedir. AKP çevreci değildir, çevreye de düşmandır ve bu yasa tasarısı da çevreyi koruma amacıyla Meclis’e gitmemiştir.

Bu niyet okumanın bir kısmına ben de katılmaktayım, sebebimse andığım kişinin sebep-sonuç ilişkisine aynen katılmamdır: AKP’nin bugüne dek çevreci bir politika güttüğünü söyleyememekteyim. Bir yaparken beş bozulmakta, bu da sanki Allah’ın sözüymüşçesine savunulmaktadır. Dolayısıyla iyi niyetli bir eylemde bulunulduğuna şüpheyle yaklaşılabilir. Dahası, AKP’nin kendine yakın zümreleri ne yasa ne ahlak tanıyarak zenginleştirdiği de bir diğer veridir. Bir araya getirildiklerinde kişinin sözlerine karşı çıkmak için daha sağlam bir argüman bulmak gerekir.

Örnekte gördüğümüz üzere niyet okumak için yine analiz yapma ihtiyacı duyarız ve bu niyet okumanın güvenilir olabilmesi için hem geçmiş deneyimlerle olan benzerliği sorgulanmalıdır, hem de geçmiş deneyimler içinde işimize gelen küçük bir kısmı değil geçmiş deneyimlerin tümü ele alınmalıdır. Dahası, bu eylemler arasında mantıklı ve açıklanabilir bir sebep-sonuç ilişkisi kurulmalıdır. Aksi takdirde en iyi ihtimalle komple teorisyeni olunur, sözüne itimat edilemeyecek borazan veya tetikçi olunur.

Varsayımlar daha ziyade geleceğe yöneliktir. Şu şöyle oldu şu yüzden, sonuç olarak bu yapılmalıdır bu yüzden gibi bir mantıkla çalışır. Varsayımlar önceki ikisinden bir nüansla ayrılır: Sadece teoriktir ve herhangi bir veriyle desteklenme ihtimali kolayca yoktur – vakta ki desteklenebilir, o zaman zaten analize girmeye başlar.

Geleceğin analistlerine önerim şudur: Elinizden geldiğince bu üç mefhumdan da kaçının, vakta ki bunlara başvurmak zorunda kalana dek. Kaynağını unuttuğum şöyle bir söz vardır: Siyaset bilimciler siyasetçilerden şanslıdır zira çalışmak istedikleri alanı kendileri seçebilirler, sözlerinden de mesul olmazlar. Siyasetçilerse her şeyi önlerinde bulur, yaptıkları her şeyin de bir karşılığı vardır. Sizler,

  1. Bilginize gerçekten güvenebilene dek, bunu sağlamak için de her karşıt fikri organize bir şekilde çürütene dek,
  2. Siyasetçi olana dek,
  3. Strateji yapmak zorunda kalana dek bu üçünden kaçının. Ne zaman ki bu üçünden biri (veya tümü) gerçekleşirse o zaman niyet okuyun, o zaman varsayımda bulunun. Bundan önce bunlardan uzak durun.
Close Menu