(Bu yazıyı tamamlayan bir yazıyı birkaç gün sonra ekledim. Temel olarak “Erdoğan ile diğerleri arasında hiç mi fark yok?” sorusunu cevaplıyor. Okumak isterseniz buradan bulabilirsiniz)

Son dönemde çok enteresan bir grup türedi. Bunlara göre Erdoğan aslında iyi birisi ama etrafındakiler kötülük yapıyorlar. Erdoğan ülkeyi ihya etmek istiyor ama etrafındakiler buna bir türlü izin vermiyor. Aslında Erdoğan kendi başına olsa ülkeyi uçurur, hiç kötü şeyler de olmaz ama ah o etrafındakiler…

İşin garibi, bu grubu oluşturanlar da iki farklı grup. Bunların birisi AKP yerleşiklerinin yerini almaya çalışan “yeni nesil AKP’liler”. Bunların bu fikri anlaşılabilir. Nihayetinde eldeki devlet gücünden mamalanmak isteyenler bunlar. Herkes bu satırların yazarı gibi rüşvet teklif edildiğinde karşısındakini polise vermeye uğraşmıyor. Aksine ihaleye fesat karıştırmak için, rüşvet yemek için, hak yemek için, haysiyetini üç kuruşa satmak için koşturan binler, yüz binler, belki milyonlar var.

İkinci grupsa iyi niyeti saflığı da aşıp salaklık, hatta geri zekalılık seviyesine ulaşmış olan muhalifler. Pelikancılar diye bir grubu üretip kötülükleri bunun üstüne yıkanlar da var. “AKP Erdoğan’a ağırlık oluyor” diyenini dahi gördüm.

Yekten söyleyelim: Ne Erdoğan iyidir, ne AKP. Ne Erdoğan’dan Türkiye’ye hayır gelir, ne AKP’den. Erdoğan AKP’yi doğurmuştur, AKP Erdoğan’ı.

Ve sonunda Erdoğan Türkiye’yi yok edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yok eden Erdoğan’ın Türkiye’yi yok etmesinin önünde artık bir engel kalmamıştır.

Burada da, farklı sitelerde de seneler boyunca defalarca, ısrarla, inatla tekrar ettim. Buradaki birkaç yazıyı sondan başa doğru koyayım:

  1. Rekabetçi Otoriteryenizm ve Türkiye
  2. Seçim 2019: İstanbul’da Neler Oluyor?
  3. Seçim 2019: Sonuçlardan Önce
  4. Eşit Olmayanlar Arasında Siyaset
  5. Türkiye’nin Sürdürülemez Ekonomik Yapısı
  6. Türkiye’nin Yeni Normali
  7. Türk Tipi Sultanlık Sistemi
  8. Seçimin Kaybedeni: Sadece Türkiye
  9. Seçim, Peki Sonrası?
  10. 2018 Türkiye Başkanlık Seçimleri
  11. Devletin Şiddet Tekeli Üstüne
  12. Vatan Hainini Tanımlamak
  13. Türkiye’de Kötülüğün Sıradanlığı
  14. Referandum Üstüne
  15. Yarınki Türkiye

Bakın seneler içinde en az 15 defa (ki burada paylaşmaya değecek kadar önemli olmayanları hariç tutup üstünkörü bir şekilde geçmiş yazılara bakınca en az 15 defa) Erdoğan’ın ne yaptığını da, Türkiye’nin yarınını da anlatmışız. Hepsinde şu iki ana fikri ısrarla tekrar etmişiz:

“Konu AKP ise, Türkiye’nin aleyhine olacak bir şey varsa o yapılır. Hiçbir kişi her eyleminde yanlışlıkla, saflıkla, kandırılmayla veya fark etmemekle kötülük yapamaz, bu ancak bilinçli bir şekilde yapılır.” (İstanbul’da Neler Oluyor başlıklı yazıdan)

“Yeni Türkiye’de hala muhalif birkaç ses çıkabilirken 2013’te, yepyeni Türkiye ile beraber muhaliflik teröristlikle denk tutuldu. Yani Türkiye en azından 2013’ten beri, benceyse 2008’den beri bir “rekabetçi otoriteryen” bir ülke. Seçimler sadece göstermelik. TRT’nin, “Türkiye’nin” televizyonunun Eroğan’dan başkasını göstermediği gerçeği önümüzde kabak gibi duruyor. Ekmeğin gramajını bile belirlemeyi kendine hak gören (ve yancılarına, seçmenlerinin bunu hak göstermesi için görevler veren) bir kişinin otokrat, başka bir deyişle diktatör olmadığını söylemek için kişinin kafasında beyin yerine sünger taşıması gereklidir.” (Dünden Yarına Türkiye kitabından bir pasaj)

Otokratların neler yaptığını da (listede de bulunan) bu yazıda anlattık. Oradan kopyalıyorum:

“Türkiye’de en iyi ihtimal Mugabe’nin tahtından inişi benzeri bir süreç. Fakat “sorun” şu ki (ve iyi ki) Türkiye’de darbelere karşı çok kişi var ve ordunun kendisinin istifasını istemesi “istenmeyen sonuçlara” yol açabilir. Yani “en iyi” (başka bir deyişle “en kısa”) ihtimalin yolu kapalı. Bu öyle kötü bir şey de değil aslında. Ordunun meşruiyeti siyasette her zaman sorgulamalıdır ve sorgulanacaktır. Diktatör de olsa bir liderin halkça indirilmesi her zaman askerce indirilmesinden milyar üstü milyar kat daha iyi ve tercih edilesidir.

Peki, alternatiflerimiz neler? Bunu daha önce yazdım: Erdoğan resmen seçimlerde kaybedecek. Bu kaybı kabul etmesi için de şartları Mugabe’ninkine benzer olacak. Eğer şartları kabul edilirse kansız bir geçişi yaşayacağız. Eğer Erdoğan kaybını kabul etmez veya şartlarını kabul ettiremezse her diktatörün yaşattığı süreci (veya sonu) yaşamak zorunda kalacağız.”

Hasılı tekraren bu yazıyı bitireyim: Ne Erdoğan iyidir, ne AKP. Ne Erdoğan’dan Türkiye’ye hayır gelir, ne AKP’den. Erdoğan AKP’yi doğurmuştur, AKP Erdoğan’ı.

Ve sonunda Erdoğan Türkiye’yi yok edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yok eden Erdoğan’ın Türkiye’yi yok etmesinin önünde artık bir engel kalmamıştır.

Gözünü hala açmayanlar yüzünden bizim elimizden kayıp giden hayatlarımız çocuklarımızın da elinden kayıp gidecek. Şerefini satmışları kenara koyarak sormak istiyorum: El kadar bebelerden ne istiyorsunuz? “Çocuklarımız da fedakarlık etsin yani” diyen eski Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz kadar Gayya’da mısınız siz de?

(Bu yazıyı tamamlayan bir yazıyı birkaç gün sonra ekledim. Temel olarak “Erdoğan ile diğerleri arasında hiç mi fark yok?” sorusunu cevaplıyor. Okumak isterseniz buradan bulabilirsiniz)

Close Menu