Bugün yine bilmem kaç bin bilmem kaç yüz kişi, bilmem kaç sayılı KHK ile görevlerinden ihraç edildi. Kaç zamandır aklımda olan bir soruyu sormak istiyorum bu vesileyle.

Ben 2004 yılında KPSS’ye girdim. O zamanlar lise mezunuydum, üniversiteye yeni başlamıştım. 90 puanım vardı. Bilenler bilir, lise KPSS için iyi bir puan değildir ama kötü de değildir.

Neyse efendim, zaman geçti, ben merkezi atamalarda hiçbir yere atanamadım. İlan açan kurumların ilanlarını görme şansım zaten neredeyse yoktu, olanlarda da beni alan yoktu. Diğer yandan dinliyordum başkalarının hikayelerini – o 70 puanla bilmem nereye girmiş, bu 75 puanla başka bir yere girmiş.

Aga nasıl oluyor bu diye soruyorum, aldığım cevap iki: Abilerden tanıdık var (Fethullahçılar), partiden tanıdık var (Tayyipçiler). E ben?

Benim ne abilerden tanıdık var, ne partiden tanıdık var. Yaşım daha 18. Devlet bana “yürü git lan, sen de insan mısın” diye 18 yaşımdayken söyledi.

Şimdi, konuya gelelim. O gün benim yerime birileri alındı. Bu birileri hak etmeden alındı. Bu birileri benim hakkımı yedi ve alındı.

2006 oldu aynı, 2008, 2010… Eller girdi 70 ile, ben baktım 85-90 ile.

Birileri bilmem kaç bin lira maaş aldılar seneler boyunca. Benim açlıktan nefesim kokarken benim hakkım olan parayı çatır çatır yediler. Ne utandılar, ne sıkıldılar. Onları benim yerime alanlar da utanmadılar ve sıkılmadılar. Hepsi arsızca yüzümüze bakıp güldüler. Hakkımı(zı) çalmaya, insan olmadıklarını kanıtlamaya devam ettiler. Hadi şimdilik ağababalarını es geçelim, sadece “küçük” hırsızlara odaklanalım fakat büyük hırsızları da unutmayalım.

Efendim şimdi sorum şu: Bugün atılan heriflerin en azından biri benim yerime girdi, benim yerime para kazandı, benim yerime harcadı, benim yerime biriktirdi. O ki bu herifler haksızlıkla girdi, ve o ki bu herifler haksızlıkları yüzünden atıldı; bana kimse karşılığında bir tazminat verecek mi?

Bakın ben Ocak 2015’te, merkezi yerleştirme sayesinde (şükür hile hurda yapsalar da hem bilgim hem şansım tuttu) yerleştim. Ocak 2005 ile Ocak 2015 arasında 120 ay var. Ayda 1000 lira maaş alıyor olsaydım (bakınız sadece 1000 lira diyorum, hiç ötesine girmiyorum) bile toplamda, en az, 120.000 lira zararım var. Bunun psikolojik kısmını, sosyal kısmını, ailevi kısmını filan es geçtim bakın. Sadece maddiyata bakıyorum. Sadece kaybettiğim paraya bakıyorum. O parayı ikame edemeyen işlerle uğraştığım zamanı, bunun bana yaşattıklarını, ailemin yüzüne bakamamamı, kış günü soğukta it gibi titrediğimizi, (daha hafif tabir bulamıyorum, lütfen mazur görün) anası belli babası yüzellilerinse yüzlerini geçtim tek bir kılcal damarının dahi kızarmadığını, particisinden cemaatçisine tüm (tekrar mazur görün) köpeklerin mutlu mesut yaşamasını… Geçiyorum.

Soruyorum: Bana kimse bu 120.000 lirayı, bak yasal faizini, küsuratını filan da es geçtim, sadece 120.000 lirayı, verecek mi? Ben mahkemeye gitsem dava dilekçem kabul olacak mı? Herhangi bir mahkeme beni umursayacak mı, hakkımı verecek mi?

Vermeyecek.

Benim yenilen hakkım ne olacak peki?

Adaletin olmadığı bir ülkenin herhangi bir kurumuna, herhangi bir yöneticisine, herhangi bir siyasisine, herhangi bir hakimine, herhangi bir savcısına, herhangi bir askerine, herhangi bir polisine, herhangi bir memuruna güven olur mu?

Ve ben bunu söylediğim için bir kez daha terörist olur muyum?

Close Menu