Atatürk’ü Anma ve Gençliğe Hitabe

Bugün 19 Mayıs 2019. Atatürk’ün Samsun’a ayak basışının 100. yılı. 2023 29 Ekim’ine dek sürecek “kutsal beş yılların” başlangıcı.

Bugünün güzelliğini anlatacak söze bu satırların yazarı sahip değil. Dahası, hitabede bahsedilen her şey (dahili bedhahların cumhuriyete düşmanlığı, memleketin düşmanlarca zaptı, iktidardakilerin hıyanet içinde olması, kendilerinin çıkarlarının müstevlilerin [yani istilacıların] çıkarlarıyla bir olması) gerçekleşmişken “Atam Atam, sen kalk da ben yatam” türevi hamasi nutukların beş para etmeyeceğini düşünüyorum. 19 Mayıs’ı “kutlamak” istiyorsak ancak Atatürk’ün 92 sene önce söylediği üzere damarlarımızdaki asil kana güvenip vazifeye atılmaktan, yani tweet atarak değil gerçek eylemlerde bulunmaktan başka yolumuz yok. 19 Mayıs sözlerle veya yazılarla değil hareketle kutlanabilir ancak – hele ki cumhuriyet elimizden alınmışken.

Bu yazı 19 Mayıs’ın öneminden, güzelliğinden, Kemal Paşa’nın Atatürk’e yolculuğundan bahsetmek yerine çok simgesel olsa da bence günü biraz manidar kılan iki etkinlikten bahsedecek. Konuya geçmeden Atatürk’ün bana hep yol göstermiş ve hareketlerimi etkilemiş bir sözünü anmak istiyorum:

Bütün ümidim gençliktedir.

Efes Pilsen’in EuroLeague Finali

Bugün, Anadolu Efes (veya benim alışkın olduğum adıyla Efes Pilsen) CSKA Moskova ile EuroLeague finaline çıkıyor. 19 Mayıs’ın 100. yılında Efes’in (her ne kadar pek olası görünmese de) alacağı bir galibiyet, bugünü benim (ve ben gibiler) için güzel kılmaya muktedir olacak. Geçtiğimiz yıl Fenerbahçe’nin yaptığını bu sene Efes’in yapması, hem de böyle bir günde yapması çok güzel ve çok manidar bir şampiyonluk getirecek.

UEFA kupası belgeselinin birinde Fatih Terim’in şu şekilde bir konuşması vardı: Finale çıkmak çok güzel, ama kazanmak bambaşka. Finale çıktığınızda zaten başarılısınız, fakat o maçı da kazandığınızda gazetecilerin olduğu salona ilk siz giriyorsunuz. Herkesin gözü sizin üzerinizde. Yıldız sizsiniz.

Efes finale çıkarak zaten büyük bir iş yaptı. Fakat bu son adımı da atabilirse bugünü güzel kılabilecek bir şey yapacak. Ve umarım bunu başaracak.

(Maç sonu eklemesi: Olmadı. İyi oynadığımız periyotlar oldu, güzel taktikler oldu ama olmadı. CSKA’yı tebrik etmek zorundayız. CSKA, Olympiakos, Panathinaikos, Barcelona ve Real Madrid gibi takımların yanında, Fenerbahçe de basketbolun en büyük takımlarından biri ve benim gibi otuzlu yaşlarını aşıp çocukluğundan beri basketbolla ilgilenenler için Efes’i, Türkiye’ye basketbolda ilk büyük kupayı getiren Efes Pilsen’i burada görmek de yine de güzel. Seneye 2. ve 4. olmakla değil 1. ve 2. olmakla övünmeyi umalım)

Galatasaray-Başakşehir Maçı: Yeni Türkiye

Günün “anlam ve önemine binaen” spordaki ikinci olaysa Galatasaray-Başakşehir (veya Akbilspor, veya Erdoğanspor) maçı ve bu yazının bu sitenin konsepti dahilinde bulunmasına sebep olan şey.

Önden söyleyeyim: Ben Fenerbahçeliyim. Galatasaray’ı sevmem. Gerçekten sevmem. Avrupa’da maçı olur yensin isterim, Türkiye’de ise bizim durumumuzda olsun isterim. Ama ben bugün Galatasaray kazanıp şampiyon olsun, taraftarı “siz küme düşerken biz şampiyon olduk” deyip bizimle dalgasını geçsin istiyorum.

Bu akşamki maç, Erdoğan’ın kurmasıyla övündüğü Başakşehir ile, yani Erdoğan ile (her ne kadar Atatürkçülük temel değeri olmasa da cumhuriyetle sorunu olmadığı için) cumhuriyet arasındaki bir maç olabilir ve ben bunu bu şekilde okuduğum için Galatasaray şampiyonluğuna razı geliyorum1. Bunun sebepleri şunlar:

  • Erdoğan, Türkiye’de “huzur içinde” yaşayacağı iki yılının dahi kalmadığını bence biliyor. Bu nedenle bir süredir sadece zarar vermek için çalışıyor. Üst üste yapılan tüm “hataların” bu derece büyük ve zararlı olmasının başka bir açıklamasını bulamıyorum.
  • Hal buyken bugün, 19 Mayıs’ın 100. yılında kendi takımının bir cumhuriyet takımını yenip şampiyon oluşunu görmeyi isteyecektir diye düşünüyorum. Her alanda tek adam olsa da elindekinin hiçbir zaman kendisine yetmediğini, hep daha fazlasını arzuladığını hepimiz görüyoruz. Bugünkü maçla takımının şampiyon olması, Erdoğan’ı bayağı memnun edecektir diye düşünüyorum.
  • Dahası da var: Başakşehir’in haftalarca puan kaybetmesi ve Galatasaray’ın bu arada bu takımı yakalaması (bence) sadece yayın gelirleriyle alakalı değil. Kişilere sahip olduklarından fazla güç atfetmeyi sevmesem de bugün oluşan tablonun sadece o kadar da denk gelmiş olduğunu sanmıyorum2.
  • Son olarak, Erdoğan kini ve yeterince rasyonel akla ve o aklı çalıştıracak bilgiye sahip olmadığı için olmayacak işleri yaptıran birisi. “Tam da seçim öncesi” 100 kişinin sevinmeyeceği bir şampiyonluğu proje bir takıma yaşatması normalde politik olarak kendisine kazandırdığından çok kaybettirecek olsa da rasyonaliteyle bağı tamamen kopmuş bir kişinin mantıklı hareketlerde bulunmasını beklemek abes geliyor.

Hemen belirtmeliyim: Ben Galatasaray’ın kayırıldığını, bu nedenle şampiyonluk adayı olduğunu savunuyor değilim. Sezonun ilk yarısında başına gelmeyenin kalmadığı, kaç maçı son dakikalarda çevirmiş bir Galatasaray var elimizde. Fakat bu, suyu bulandıran bir konu:

Hatırlayalım, sezonun ilk yarısında Galatasaray kendilerine çelme takıldığını savundu haftalarca. Buna karşı verilen tepkiler “yav hee he” seviyesinin ötesine pek geçmedi. Şu anda, son 2-3 haftada ise “ağladınız ağladınız, şampiyon yapılmaya çalışılıyorsunuz” gibi bir algı oturtturuldu. Yani öyle bir durumdayız ki Galatasaray aleyhine yapılacak “hakem hataları” ile Başakşehir şampiyon yapılsa insanlar ne düşüneceğini şaşıracaklar. Hatalara karşı çıksalar “bak ama kaç kaftadır Galatasaray kollanıyor” denecek, bunları savunsalar Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürülecek. Amiyane tabirle iki ucu boklu değnek.

(Maç sonu eklemesi: Düşüncelerim yanlışlandı. Cüneyt Çakır, bence, hiçbir büyük hata yapmadan maçı bitirdi. Fenerbahçeli olarak Galatasaray’ın şampiyonluğundan haz duymasam da Başakşehir şampiyon olamadığı için buruk bir mutluluk duyuyorum)

(İkinci ekleme: Okuduğum bir yorum geliyor aklıma ama durumun tam olarak bu olduğunu savunamıyorum: Başakşehir elinizde büyük bir güçtür. Para derdi yoktur, şampiyonluğa oynayabilir. Sonra siz takımı yavaşlatıp dilediğiniz takımı şampiyon yapabilirsiniz diyordu bu yorum. Galatasaray’ın şampiyon olması dilenen bir şey midir? Evet diyemiyorum fakat hayır da diyemiyorum. Yine de not olarak bunu da eklemeyi diledim)

Sonuç Yerine

Bu akşam bu maçı kim kazanacak? Bilmiyorum. Bilenler var mı? Bence var. İçtiğimiz kolanın markasının dahi politize olduğu bir ülkede futbol gibi modern bir afyonun politize olmadığını düşünmek abesle iştigal. Bu yüzden soru şu esasında: Erdoğan bu oyuncağıyla oynayıp zevk almaya mı bakacak yoksa hiç yapmadığı üzere insanları rahat mı bırakacak? Seçim üstü diyerek, Galatasaray’ın formu ve iç saha oyunu diyerek, taraftar sayıları diyerek Galatasaray’a taraf pek çok olumlu nokta bulabilsek de Türkiye’de, malum, bir kişinin dilekleri milyonların dileklerinin önünde. Ve o bir kişinin ne istediğini bilmiyor olsak da benim tahminim, aksini ummakla beraber, yukarıda andığım şekilde.

Daha önce de demiştim: Türkiye aleyhine ne varsa Erdoğan ve taraftarları onu yapacaktır ve çok garip görünse de Başakşehir şampiyonluğu, bence, Türkiye aleyhine olan şeylerden birisi. Neden deseniz cevabı aslında sadece şu sanırım: Erdoğan sevinirse Türkiye üzülüyor senelerdir. Bu durumda Erdoğan sevinir, haliyle Türkiye üzülecektir diye düşünüyorum.


Bir Fenerbahçeliyi ligde Galatasaray’dan yana çıkaracak ortamı da politikadan başka sağlayacak ne sağlayabilir ki zaten?


19 Mayıs, Atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramı. Gençlik için bu site var, Atatürkçülük benim genimde, kanımda var. Umarım sporda bu iki ümidim gerçekleşir de cumhuriyetin elimizden alındığı, hitabede anılan her şeyin gerçekleştiği böyle bir dönemde en azından bu kadarcık teselli sahibi olurum/oluruz.

  1. Sanırım Beşiktaş’ın şampiyonluğunu tercih etsem de o trenin kaçmış olması nedeniyle bunu belirtmenin önemsiz olduğunu eklemeliyim.
  2. Aşağıda bu konuya döneceğim.
Close Menu